Anamur

Tropikal Akdeniz’in Tarihle Buluştuğu Yer: Anamur İlçe Gezi ve Kültür Rehberi

Mersin’in en batı ucunda, Toroslar’ın Akdeniz’in o lacivert sularına dik birer duvar gibi indiği yerde, Türkiye ana karasının en güney noktası yükselir. Burası; buram buram kokan muz seraları, uçsuz bucaksız çilek tarlaları, Akdeniz korsanlarına meydan okuyan Orta Çağ kaleleri ve rüzgârın asırlardır hiç susmadığı antik kentleriyle tam bir yeryüzü cenneti olan Anamur’dur.

Anamur, sıradan bir sahil kasabası değildir. O; Hititlerden Romalılara, Selçuklulardan Karamanoğullarına uzanan devasa bir tarihi mirasın kalbi, coğrafi konumu nedeniyle adeta Kıbrıs’a uzanan bir dostluk köprüsüdür. Gelin; sarp dağların, tropikal tarımın ve Akdeniz tarihinin harmanlandığı bu efsanevi ilçeyi tüm lojistik sırları, tarihi kronolojisi ve saklı güzellikleriyle adım adım birlikte keşfedelim.

1. CoÄŸrafi Konum ve Lojistik Atlası: Anadolu’nun En Güney Ucu

Gezginlerin seyahat planı yaparken en çok ihtiyaç duyduğu mesafeler, konum ve arazi yapısı bilgileriyle başlayalım.

Anamur, Mersin ilinin batı sınırında, Mersin-Antalya Devlet Karayolu (D-400) üzerinde yer almaktadır. Coğrafi konumu kenti izole ama bir o kadar da bakir ve özel kılmaktadır:

  • Mesafe ve KomÅŸuluk AÄŸları: İlçe merkezi; baÄŸlı olduÄŸu Mersin ÅŸehir merkezine 230 km, batı komÅŸusu Antalya’ya 265 km ve kuzey komÅŸusu Karaman’a 230 km uzaklıktadır.
  • Kıbrıs’ın Kapı KomÅŸusu: Anamur’un en büyüleyici lojistik özelliklerinden biri de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sadece 76 km uzaklıkta bulunmasıdır. Açık ve berrak yaz günlerinde Anamur Burnu’ndan bakıldığında Kıbrıs’ın BeÅŸparmak DaÄŸları’nın silueti çıplak gözle izlenebilmektedir.
  • Yüzölçümü ve Sert Arazi Yapısı: Tam 1241 kilometrekarelik bir alana yayılan ilçenin kuzey çeperini Orta Toros DaÄŸları kuÅŸatır. Toroslar’ın denize paralel inen dik kolları ilçe topraklarının içinden geçtiÄŸi için arazi yapısı son derece engebeli, daÄŸlık ve sarp vadilerle doludur.

2. Asırlık Kronoloji: Fenikelilerden Osmanlı’ya Anamur Tarihi

Google’da “Anamur tarihi” veya “Anamur isminin anlamı” diye aratan nitelikli tarih ve kültür meraklıları için bu bölüm eski sitemizin o en kıymetli akademik verilerini barındıran altın madenidir.

Anamur’un ismi, kentin hemen yanı başında yükselen kadim antik kent Anemurium’dan gelmektedir. Antik Grekçe kökenli olan bu kelime, coÄŸrafi yapısına muazzam bir atıfla “Rüzgârlı Burun” anlamına gelir. İlçenin bilinen tarihi, insanlık tarihinin en büyük denizci ve savaşçı medeniyetlerinin kapışma alanıdır.

İlk Sığınaklar ve Hitit Gizemi

İlçe ilk olarak Akdeniz ticaret ağını elinde tutan Fenikeliler tarafından stratejik bir koloni olarak kurulmuştur. Ardından Hititler ve Asurluların egemenliğine giren bölge, Hitit İmparatorluğu döneminde muazzam bir sığınma hikayesine sahne olmuştur:

Hitit Kralı IV. Tutaliya, kendisine sığınan asi lider Mattuvatta’yı korumak adına Anamur bölgesini onun himayesine vermiştir. Ancak kurnaz Mattuvatta, Hititlerin zayıflama döneminden ustaca yararlanarak Anamur’dan Afyon’a kadar uzanan devasa bir bağımsız prenslik kurmayı başarmıştır.

Persler, Büyük İskender ve İmparator Caligula’nın Hediyesi

M.Ö. 8. yüzyılda yeniden Asurluların, ardından Perslerin eline geçen Anamur, M.Ö. 333 yılında DoÄŸu Seferi’ne çıkan Büyük İskender’in egemenliÄŸine girmiÅŸtir. İskender’in ölümünün ardından Selefkosların yönettiÄŸi kent, Roma İmparatorluÄŸu döneminde çok ilginç bir diplomatik hamleye sahne olur: M.Ö. 1. yüzyılda çılgınlığıyla ünlü Roma İmparatoru Caligula, tüm Kilikya kıyıları ile birlikte Anamur’u müttefiki Commagene Kralı IV. Antiochus’a hediye etmiÅŸtir. Romalılardan sonra Bizanslıların eline geçen kent, bu dönemde sıfırdan inÅŸa edilerek bölgenin en büyük liman metropollerinden biri olmuÅŸtur.

Türk-İslam Mührü: Selçuklu’dan Osmanlı’ya

Anamur’un Türk yurdu olma hikayesi 13. yüzyılda başlar. Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat, Ertokuş Bey’i Akdeniz kıyı şehirlerinin fethiyle görevlendirmiş; Ertokuş Bey de M.S. 1228 yılında Anamur’u zapt ederek kaleye ilk Selçuklu sancağını dikmiştir. Selçukluların ardından Karamanoğullarının idaresine geçen kent, nihayet 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet’in ünlü komutanlarından Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Osmanlı idari teşkilatında 1859 yılında Bucak, 1869 yılında ise resmen İlçe statüsüne kavuşmuştur.